Mirşanist Tarih 2 - Ökük Türük

Gönderen Açuk Bitig , 16 Aralık 2010 Perşembe 05:37

Hulki Cevizoğlu'nun Türk televizyon tarihinde bir yeri varsa, bunda herhâlde Ön-Türkler ile ilgili programlarının payı olmuştur. Bu programlardan birinde konuk Turgay Tüfekçioğlu idi.

Turgay Bey'i Kazım Mirşan'ı televizyon ekranları ile tanıştıran isim olarak biliriz. Yanlış hatırlamadığımızı umuyoruz. Kendisi de Sayın Mirşan'dan sonra ekranlarda Ön-Türkleri ve Türk dilinin tarihini anlatmaya devam etti. Bu amaçla katıldığı programlardan biri, yukarıda bağlantısını verdiğimiz Ceviz Kabuğu programı.

Program içerisinde Turgay Tüfekçioğlu'nun dile getirdiği birçok iddiadan biri, Kazım Mirşan'ın da söylediği üzere, Orhun (Orhon, Orkun) Yazıtlarının yanlış okunduğu idi. Bu yanlış okumalara bir örnek olarak, Göktürk (Kök Türük) adını verdi.

Turgay Bey'in tarihte kendisini Göktürk olan isimlendiren bir kavim olmadığı ve bizim bugün Göktürk dediğimiz insanların kendilerine "Türk" dediği konusundaki görüşü şüphesiz doğrudur. Göktürk (Kök Türük) ifadesi, yazıtlarda nadiren geçer ve buradaki "kök" ancak bir sıfattır. Bu kavmin adı Türük (Bir okumaya göre Törük) yahut Türk'tür.

Turgay Tüfekçioğlu, bunu söylemekle kalsa idi kendisine bir itirazımız olmazdı. Fakat o, bununla yetinmedi, "Kök Türük" okunuşunun da yanlış olduğunu ve bunun aslının "Ökük Türük" olduğunu söyledi. Bunu da tamgalara dayanarak açıkladı.

Bizim Kök Türük diye okuduğumuz, Turgay Bey'in Ökük Türük diye okuduğu kısım yazıtlarda şöyle geçiyor:



Buradaki tamgalar sağdan sola şu şekilde okunabilir: /ök, ük, kö, kü/, /ö, ü/, /k/, /t/, /ö, ü/, /r/, /ök, ük, kö, kü/.

Dolayısıyla bu yazı, hem "Ökük Türük" olarak hem de "Kök Türük" olarak okunabilir. Hangisini tercih etmemiz gerektiği hususunda karara varmak için iki ihtimali de değerlendirmek gerek.

Bu kısımdaki ilk kelimenin "ökük" okunmaması gerektiğini söylerken ilk dayanağımız çok basittir: Türkçede böyle bir kelime yok.

Mirşan ve Tüfekçioğlu "ökük" kelimesinin varlığını ileri sürerken bu kelimeye "Rabbani" anlamını veriyorlar. Bu muhayyel sözcüğün kökeninde ise "Tanrı" anlamına gelen "Ök" adının bulunduğu iddiasındalar.

Türk dilinde Tanrı anlamına gelen bir "Ök" sözcüğü mevcut değildir. Anne anlamına gelen bir ök sözcüğü vardır, ancak bu sözcük iddia edildiği gibi ananın doğurganlığı üzerinden var oluşun sebebi olduğuna inanılan Tanrı'ya bağlanamaz. Bu, fazlasıyla naif bir yorumdur.

"Ök" adından "ökük" sözcüğünün türemesi için, öncelikle "ökü-" fiiline muhtacız. Bunun da anlamı "anneleşmek" gibi bir şey olmalı. Daha sonra buradan "anneleşmiş" anlamında "ökük" fiili türetilebilir. Yahut, türetilebilirdi. Fakat türetilmemiş.

Bunun dışında öküş, ökünmek, ökülmek gibi isim ve fiiller de var. Ancak hiçbiri ök'ü Tanrı yapmıyor.

İfadenin "kök" okunamayacağı yanılgısı ise, /ö/ sesinin yazıya geçirilmiş olmasından kaynaklanıyor. /kö/ varken, arkasından /ö/ tamgasının gelişi, Mirşan ve Tüfekçioğlu'na göre gereksizdir ve hâliyle yanlıştır.

Oysa bunun çok makul bir sebebi var. Üstelik Sayın Tüfekçioğlu bunu anlamalı. Kendisi "Ökük Türük" ifadesini okurken hem ilk ö'yü, hem ikinci ü'yü uzatıyor. Demek ki ET'deki birincil uzun ünlülerin varlığından haberdar. Öyle ise, vokal+konsonant çiftlerinde vokali takiben aynı vokalin tekrar yazıya geçirilmesinin o vokalin uzun okunması gerektiğine işaret ettiğini de bilmeli.

"Kök" sözcüğündeki /ö/ sesi, Ana Türkçede uzun okunurdu.¹ Bu sözcük çağdaş Türkmencede de bu hâli muhafaza ediyor.² Bu sebeple, "kök" sözcüğünün yazımında "ök" tamgasını müteakiben "ö" tamgasının yer alması garip değildir. Üstelik "kök" sözcüğü, "ökük" sözcüğü gibi muhayyel, haydi daha kibar olalım, tartışmalı değildir. Hâlen yaşayan bir kelimedir.

Bu şartlar altında bu yazıyı "Ökük Türük" şeklinde okumanın haklı bir gerekçesi olmadığını, bugüne kadar okunan "Kök Türük" hâlinin doğru olduğunu söyleyebiliriz.

Üstelik, anlam olarak hiçbir şey değişmemiş olur. Zira "kök", Eski Türkçede "mavi" demektir ve bugün Başkurtçada "kük", Azericede "göy", Kazakçada, Kırgızcada ve Uygurcada (kısa /ö/ ile) "kök" olarak aynı anlamda kullanılmaktadır. Kök, aynı zamanda "Tengri"nin sıfatıdır (Gök Tanrı) ki her zaman Tanrısallığı çağrıştırmış, bu anlamda kullanılmıştır. Dolayısıyla bu ifade, evet, "Tanrısal Türk" anlamına gelir fakat "Ökük Türük" olarak değil, "Kök Türük" olarak okunur.

_________________________________________________
¹ TALAT, T., Türk Dillerinde Birincil Uzun Ünlüler, Ankara 1995, syf. 184
² TDK Türk Lehçeleri Sözlüğü





3 Response to "Mirşanist Tarih 2 - Ökük Türük"

Adsız Says:

Bu araştırmalar Türk tarihi açısından çok önemli bir yer teşkil ediyor.Kazım Mirşan'ın bulguları doğru veya yanlış olabilir.Önemli olan, bu konuda yani Öntürkler ve Türkler hakkında insanları aydınlatmak ve Türk medeniyetinin ne kadar büyük ve dünya açısından önemli olduğunu ortaya koymaktır.Tarihimizi gençlere anlatmalıyız yoksa kendilerini bilmeden batı sömürüsü karşısında yok olup gideceklerdir.

Teşekkürlerimi sunar.Saygılar dilerim

Açuk Bitig Says:

Türk gençliğinin Batı'nın sömürü karşısında yok olup gitmemesi ile "Kök Türük" ifadesini "Ökük Türük" olarak okumak arasında bir bağlantı göremedik.

Öte yandan, bizim gayemiz gerçeği ortaya sermekten ibarettir. Kanaatimiz odur ki tarih yazımının amacı da böyle olmalıdır.

İlginiz için teşekkür ederiz.

Adsız Says:

Gerçeği bulmak ve öğrenmek konusunda bende istekliyim. Sora sora buraya sizin sayfanıza kadar geldim yine sorular sorup başka yerlere de gidilecek ama yerimde saymak istemiyorum. Siz hangi sorudan başlayıp buraya geldiniz Açuk bitig

Yorum Gönder